Şoförlerin Sosyal Güvenliği Yok

Şoförlerin sosyal güvenliği yok

Sektörümüzde bireysel araçlarda çalışan şoförlerin sosyal güvenliği kanayan bir yaradır... Dönem dönem, sık sık dile getirilmesine rağmen, sektörde bir çözüm maalesef üretilememiştir.

KTK ve yönetmeliği, işletmelere çalıştırdıkları şoförlerle ilgili birtakım düzenlemeler ve şartlar getirmiş olmasına rağmen, bireysel taşımacılar, sözleşmeli çalıştırdığı araçların şoförleri ve sorunlarına oldukça duyarsız.

Bu konudan, bazı yazılarımda, kısa da olsa bahsetmiştim.

Otogarda karşılaştığım bazı şoför arkadaşlarım sıkıntılarını anlatırken konu hakkında daha sık yazı yazmamı ve şoförlerin bu sorununu gündeme taşımamı benden istediler.

Bireysel otobüslerde çalışan meslektaşlarımız, sosyal güvenliklerinin ve iş sözleşmelerinin olmadığını, otobüs sahibinin dilediği anda kendilerini işten çıkarabildiğini söylediler.

Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil ve izin ücretinin, sektörde bilinmediğini ve uygulanmadığını ifade ettiler.

Sorunları anlatacakları merci de olmadığını öne sürerek, çalıştıkları firmaların bu konuda duyarsız olduklarını belirtiler.

Bu sorun sadece otobüs şoförlerinin sorunu değil!

Taksi, kamyon, minibüs, servis aracı ve halk otobüslerinde çalışan, emekçi şoför meslektaşlarımızın da ortak sorunu…
Konu ile ilgili olarak yaptığım araştırmalarda, sorunun kaynağının, yasal zorunluluğun bulunmamasından kaynaklandığını gördüm ve sizlerle paylaşmak istedim.

OTOBÜS, “İŞYERİ” OLMAYINCA

Araştırmalarımı 507 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanunu ve 22.5.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 Sayılı İş Kanunu ile 21.06.2005 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 5362 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu müeyyideleri üzerinde yoğunlaştırdım.

Bu kanunlara göre; sorunun, şoförlerin esnaf kabul edilmemesi ve yasa kapsamına alınmamasından kaynaklandığı açıkça görülüyor. Şoförler, serbest meslek erbabı olarak görülüyorlar.
İkinci sorun ise, bir otobüsün veya motorlu taşıtın, iş yeri olarak kabul edilmemesi.

İşin özü, emeği ile çalışan şoför, mal sahibi değilse, esnaf ve sanatkâr olarak kabul edilmiyor. Bu meslek kolu ile ilgili özel bir yasal düzenleme de yok.

2005 yılı öncesi, 507 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanunu emeği ile geçinen şoförü esnaf olarak kabul ediyordu ve sorun yoktu.

Bağ-Kur Kanunu çıktıktan sonra, şoför esnafı sosyal güvenlik kapsamına alınmıştı ve bu konuda meslek dernekleri, derneğe kayıt yaptıran her şoförü Bağ-Kur'a otomatikman bildiriyordu. Siz ister prim ödeyin, ödemeyin, Bağ-Kur’lu sayılıyordunuz. Birikmiş prim borçlarını ödemeden hiç kimse emekli olamıyordu.
Bu zorunluluk araç sahibi olanlar ve kendi aracında çalışanlar için de geçerliydi.

Şoförlerde vergi dairesi kaydı zorunluluğu olmadığından sadece esnaf sicil zorunluluğu vardı.

Bu durum mesleğe giriş ve çıkışta kolaylık sağlıyordu ama bir takım sıkıntıları da beraberinde getirdi.

Serbest olarak çalışan şoförler için mesleğe giriş ve çıkış hiçbir bağlayıcı hüküm içermediğinden, Bağ Kur’a düzenli prim ödemeyen ve en çok borcu olan kesim, serbest çalışan şoförlerdi. Bu durum, yeni çıkarılan Sosyal Güvenlik Kanunlarında ve “Esnaf” tanımında önemli bir ölçüt oluşturdu.

Bilindiği gibi 17.07.1964 tarihinde yürürlüğe giren 507 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanunu, 21.06.2005 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 5362 Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 76. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış bulunmaktadır.

Sosyal güvenlikle ilgili çıkarılan diğer yasalarda 507 Sayılı Yasaya yaptıkları atıfların, 5362 Sayılı Yasaya da yapılmış sayılacağı açıklanmış olmasına rağmen, bugüne kadar yapılan düzenlemelerin, şoförlerin, mesleki ve sosyal güvenlik sorununa çare olmadığı açıkça görülmektedir.

5362 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nunda, esnaf ve sanatkâr tanımı değiştirilmiştir.

Yeni yasanın 3’üncü maddesine göre; "Esnaf ve sanatkâr; ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler” olarak belirtilmiştir.

Geçimini şoförlük yaparak sağlayanlar bu yasa maddesiyle, esnaf sayılmamaktadır…

ÖRGÜTLENMEK GEREKİYOR
Eski 507 Sayılı Yasa'da yazılı olan “geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin” esnaf olduğu belirten sözcüklerine, yeni yasada yer verilmemiştir.

5362 Sayılı Yasa'daki düzenleme ile esnaf ve tacir ayrımında başka kriterlere yer verilmiş olup, kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlük yapanların da ekonomik sermayesi, kazancının tacir sanayici niteliğini aşmaması ve vergilendirme gibi ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yukarıda belirtildiği gibi şoförler vergilendirme ölçütlerine de uymamaktadır.

507 Sayılı Yasa döneminde esnaf sayılan kamyoncu, taksici, dolmuşçu gibi kişiler de bu yeni kriterler çerçevesinde açıkça esnaf sayılmamaktadır.

Kanun yapıcı, şoförlerin isteğe bağlı olarak sosyal güvenlik sigortası kapsamına alınmalarının mümkün olduğu düşüncesindedir ve yasa kapsamına almamıştır.

Ancak bu düzenli çalışma ve gelir elde edemeyen şoför esnafı için oldukça zor bir durumdur.

Uygulama ve yaşadığımız süreç bunu göstermektedir.
Bir meslek erbabı tamamen yok kabul edilmiştir.
Yasa ve yönetmeliklerde tanınmayan bir faaliyet alanının, zorunluluğu ve müeyyidesi olmaz.

Şoförlerin talebi; bir kişi de olsa, işçi çalıştıran her aracın “işyeri”, sahibinin “işveren” kabul edilmesi ve işveren tarafından sosyal güvenlik primlerinin ödenmesidir. Bu talebin gerçekleştirilmesi, mevcut kanun ve yönetmeliklere göre mümkün değildir.

Ancak kanun değişikliği ile mümkün olabilir.

İş Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi uyarınca, 507 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanunu’nun 2. maddesinin tarifine uygun üç kişi ve üç kişiden az kişinin çalıştığı işyerlerinde iş akdi sözleşmesi yapılmıyor, sigortalı işçi çalıştırılması zorunluluğu da yok.

Kısacası; şoförler, işçi olarak esnaf niteliğindeki bir işyerinde çalışıyor ve bu işyerinde çalışan işçi sayısı üç ve daha az olduğu için işçi, yani şoför, İş Kanunu hükümlerinden yararlanamıyor...

Bu da şoförlerin aleyhine bir durum…

Ancak otobüs sahibi işveren olarak birden fazla otobüs sahibi ise ticaret odasına kayıtlı ve tüccar sınıfında işletmeci olarak ticari faaliyet gösteriyorsa, otobüste çalışanlar, dolayısıyla şoförler, sosyal güvenlik ve iş kanunlarına tâbidir.

Otobüs sahibi bireysel taşımacıysa ve bir otobüs sahibiyse, çalıştırdığı şoför ile iş akdi yapmak ve sosyal güvenlik primlerini ödemek zorunluluğu yok. Temel iki sorun budur.

Üçüncü sorun örgütlenememe sorunudur.

Bireysel şoförlerin meslek odasına üye olma mecburiyeti ve zorunluluğu da yoktur. Meslek odaları ise işverene karşı hak arama örgütleri değildir.

Hak kim tarafından aranacak? Oda yok, dernek yok, sendika yok, yasal zorunluluk yok…
Burada serbest olarak çalışan şoförlerin örgütlenmesi sorunu tekrar karşımıza çıkıyor.

ÇÖZÜM: Gelirleri, daha çok bedeni çalışmaya dayanan şoförlerin, esnaf olarak değerlendirilmesinin daha doğru olacağını düşünüyorum.

Şoförler 507 Sayılı Kanun kapsamındayken uzun yıllar dernekler vasıtasıyla örgütlendiler ve Bağ-Kur kapsamında sosyal güvenliğe kavuştular.
Birçoğu da Bağ-Kur'dan emekli oldu.
Şoförlerin esnaf olarak kabul edilip yasa kapsamına alınması, sorunun birinci bölümünü çözecektir.

5362 Sayılı Yasa’nın 3. maddesinde belirtilen esnaf ve sanatkâr faaliyeti kapsamında kalan işyerinde 4857 Sayılı Yasa’nın 4/ı bendi u-yarınca, üç kişinin çalışması halinde bu işyeri iş kanunun kapsamının dışında kalmaktadır. Maddede, üç İşçi yerine "üç kişi"den söz edildiğinden bahsetmiştik...

Bu ifade, sabit bir işyerinde bedeni gücünü ortaya koyan meslek ve sanat erbabını kapsamaktadır. Yani kendi işinde, bedeni gücü ile çalışmakta olan esnaf dâhil olmak üzere, toplam çalışan sayısının üçü aşması durumunda, işyerinin iş kanununa tâbi olmadığını ifade etmektedir.

İkinci engel de bu maddedir.

Motorlu taşıtların işyeri kabul edilmesi, araç sahibinin kendisi dışında motorlu kara taşıtında bir kişi çalıştırması halinde SG ve İş Kanunu kapsamına girer tanımı, bu sorunu da temelden çözebilir.

Bu nedenle, sektörümüzde çalışan serbest emekçi şoförlerin sigortası, sosyal güvenliği ve iş akdi kimseni umurunda değildir.

Dürüst olsun, çalmasın, aracı doğru ve ekonomik kullansın, aman kaza yapmasın, yolcuya iyi davransın, bana para kazandırsın, köle gibi çalışsın, hiç şikâyet etmesin. İstenen şoför modeli budur.

Şoförün sosyal güvenliğiyle ilgili işverenin bakışı ise “Bana ne kardeşim, sigortasını isteğe bağlı olarak kendi yatırsın, beni ilgilendirmez, yasal zorunluluğum yok. Bu işsizlikte, maaşını, harcırahını aldığına şükretsin, memnun olmayan çalışmasın çalışacak çok şoför var” durumundadır.

Çalıştırdığımız şoförlerin sorunlarına sektör olarak duyarsız kalamayız. Yazmak dile getirmek çözüm üretmiyor.


Bu konuda sözleşmeli araç çalıştıran işletmelere de sorumluluk düşüyor.
Bu mesele; ancak beraberce oturup tartışılarak, oluşturulacak kararlar neticesinde ve ilgili kurumlar nezdinde yapılacak haklı, gerekçeli taleplerin gerçekleşmesi durumunda çözülebilir.


Nusret ERTÜRK



»  Diğer makaleleri incelemek için tıklayın...
Trafikteki hoşgörü ve saygı toplumsal birlikteliğin bir yansımasıdır.
TOF 
BUSWORD TURKEY 2018 19 Nisan'da İzmir'de ziyarete açılıyor.
Busword Turkey 2018 19 Nisan Perşembe günü ziyaret açılıyor. 20 Nisan tarihinde UDHB. Karayolu Düzenleme genel Müdürlüğü tarafından; Karayolu taşıma mevzuatı ve uygulamaları konusunda Ege Bölgesi bölgesel toplantısı düzenlenecek.
13.04.2018

Yetki belgesi işlemleri e-devlet üzerinden yapılabilecek
Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğü' twittır hesabından duyuru. Yetki Belgesi taşıt belgesi ve taşıt kartlarının E.Devlet portali üzerinden barkodlu ve doğrulanabilir olarak düzenlenmesine imkan sağlayan çalışmalar Genel Müdürlüğümüzce tamamlanmış olup e-devlet portali üzerinden hizmet sunulmaya başlanmıştır. Önemle duyurulur.
07.03.2018

2018 Yılı Yeniden Değerlendirme oranları yayınlanmıştır.
Yeniden Değerlenme Oranının Uygulanması konulu GENELGE (KDGM) 2017/10 sayılı Genelge yayınlanmıştır. İlgili genelgeye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. http://www.kugm.gov.tr/BLSM_WIYS/KUGM/tr/Belgelik/guncel_haber/20171211_161629_2769_1_64.pdf
13.12.2017

Avrupa'ya yönelik Yolcu taşımalarında sınır kapılarında yeni düzenlemeler
Yeni Uygulamalar 15 Kasımda yürürlüğe girecek. Yolcu isim listeleri araç kapıya gelmeden önce kapıya e posta yoluyla gönderilecek.
01.11.2017

UDHB 1. Bölge Müdürlüğü'nün resmi twitter hesabı;
UDHB 1. Bölge Müdürlüğü'nün resmi twitter hesabı; UDHB I.BÖLGE @UdhbIbolge
13.07.2017

Karayolu yolcu Taşımacılığı...
(02.11.2018)
İSTANBUL' da 26 Ekim Cuma Günü...
(22.10.2018)
Tarifesiz taşımalarda e devlet...
(12.10.2018)
» Diğer haberler için tıklayın
3. havalimanı etki raporu ne kadar...
(02.03.2017)
6 ana taşıma ‘BİR’ olmalı
(12.08.2015)
Bölgesel otobüsçülüğe doğru
(02.06.2015)
» Diğer makaleler için tıklayın
Federasyonumuz "Trafik Güvenliği Platformu" üyesidir.